Bundan yirmi beş yıl önce Baba Mansur Ocağı’na mensup bir pir, 1960’lı yılların sonlarına kadar Mazgirt’ten başlayan ve sırasıyla Nazmiye, Pülümür, Tercan ve Koçgiri’ye uzanan yolculuklarını anlattı. O, her yılın sonbahar aylarından gelecek bahara kadar süren bu yolculuklarda bölgedeki bütün taliplerini, tıpkı atalarının yaptığı gibi, ziyaret etmekteydi. Bu, inancın sürekliliği için vaz geçilmezdi.
Ben sordum o dahasını anlattı: Birer birer ziyaret ettiği köylerin isimlerini, kaldığı evlerin sahiplerini, hangi ocak veya aşirete mensup olduklarını, çevrede yaşayan toplulukları, bu yolculuk esnasında başka hangi pirlerle karşılaştığını, yanlarında bulundurdukları kitapları ve birbirlerine aktardıkları havadisleri...
Sahi, kaç kuşaktır bu güzergâh yürünmekteydi?
Kaç pir, her yılın sonbaharında taliplerini ziyaret etmek için yollara düşmekteydi?
Elinizdeki kitap, bu sorulara, Dersimli ocaklar ve onların talip aşiretleri arasındaki kalıtsal bağları; geleneksel anlatılar, menkıbeler ve sözlü hafızanın sunduğu verilerle birlikte ele alarak yanıt aramaktadır.
Sadece inanç örgütlenmesinin dinamiklerini görünür kılmakla kalmayan bu çalışma, aynı zamanda tarihyazımı ile sözlü hafıza arasındaki gerilimleri de sorgulamaktadır. Alevilik tarihine Dersimli ocakların ağları üzerinden bakan bu eser, inanç, otorite ve aidiyet meselelerini, merkezî anlatıların ötesine geçerek, bu inancın gerçek taşıyıcıları üzerinden yeniden düşünmeye davet etmektedir.
Kitaptan kısa bir bölüm okumak için:
https://iletisim.com.tr/kitap/dersim-in-pirleri/10989
